Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”

Mahatma Gandhi

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

Tim’in tevhid arayışı
–İsmail Örgen

[*4.669 yazı içinden]

Kapalı Kapıların Ardından (I)

Harun Pirim

O kadar hassas bir kıvamda yaratılmışız ki emanet olarak verilen ene kalınlaştıkça esaret altına alıyor, ilkin sahibinin duygularını kontrol ediyor,sonra etrafına ördüğü dünyasında, hakikatinin kapalı kapıları ardından plastik anlamlar devşirmeye çalışıyor.


OTUZUNCU SÖZ’DE ifade edilen kainatın kapılarının hakikatte kapalı iken görünüşte açık oluşu, önümüzde sürekli örülen, yıkılan bir duvar gibi. Benliğin sahiplenişleriyle, enenin kalınlaşması ile yüzeysel bir kainatta görüntü eksenli hayretsiz yaşamlar ortaya çıkıyor. İnsanın trajedisi gerçekten. O kadar hassas bir kıvamda yaratılmışız ki emanet olarak verilen ene kalınlaştıkça esaret altına alıyor, ilkin sahibinin duygularını kontrol ediyor, sonra etrafına ördüğü dünyasında, kainatında hakikatinin kapalı kapıları ardından plastik anlamlar devşirmeye çalışıyor. Enenin bu durumunu, Yüzüklerin Efendisi’ndeki yüzüğe, ‘kıymetlim’e benzetirim. Anlık zaaflarımızı örtmek için kullandığımız, hakikatte bir görünmezlik, ademilik aleti. Kullandıkça bizi insaniyeten daha da zayıflatan bir alet.

Belgeselinden görseline birçok vesile ile kainatı gözlerimizin önüne getiren uzmanlar, profesyoneller, yaptıkları kainat okumaları ile içimizi burkar. O güzelim tevhid delilleri, o gözlerde abesiyete dönüşmüştür. Enenin mahiyetini doğru anlayıp, ona göre hareket eden ‘nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir’ müjdesine dahil olurken, enenin kalınlaşması ‘onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır’ hükmüne yanaştırır. Şems Suresinin dokuzuncu ve onuncu ayetleri, enenin iki veçhini bize talim eder. Geçen yazımızda tefekkür edebilmek için enenin dokuzuncu ayet ile talim olunan veçhinde durmak gerektiğini ifade etmiştik. 21. Lem’a İhlas ve 11. Söz risalelerinin girişlerinde, bu ayetlerin güneş gibi parlaması manidardır.

Şems Suresi ilgili ayetlerinin ışığıyla yazılan 11. Söz, bize enenin doğru konumlandırılmasıyla kainatın hakikatte kapalı olan kapılarının insana nasıl da açıldığını; hayatın, kainatın, yaratılış muammalarının anlaşılabildiğini anlatır. Ahsen-i takvim yolunu gösterir. Afaktan gelen deliller hikmete, marifete dönüşür. Koskoca kainat, Sultanını tarif eden bir saraya dönüşüverir. Öyle bir saray ki her bir menzilinde kullanılan nihayetsiz ilim ve eşsiz güzel sanatlar; sanatkarlarını tarif eden, saltanatının haşmetini gösteren levhalar olur. Anlaşılır ki cemal ve kemalini görmek ve göstermek istiyor Sultan.

‘Güneş, ziya vermeksizin mümkün değildir. Öyle de uluhiyet de, peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.’(*1) Uluhiyet, rububiyet, rahmet, inayet, hikmet, adalet gibi sıfatları, şuunatı (Yapılmış sanatlı bir eser sanatkarı hakkında çok şey söyler. Esere odaklandığımızda, o eserin yapılması için gereken fiilleri düşünürüz. O fiilleri tetikleyen ise failin isimleri, ünvanlarıdır(yapıcı, döndürücü gibi). O isimleri tetikleyen ise müsemmanın sıfatlarıdır(ilim, irade, işitmek gibi). O sıfatların arkasında ise mevsufun şuunatı(rububiyet, uluhiyet gibi) vardır.) anlama yoludur, hayat yolumuz. Müşahede ettiğimiz eserlerin arkasında işleyen fiillerin, isimlerin, sıfatların, şe’nlerin ve zatın dosdoğru tanınabilmesi, anlaşılabilmesi en yüksek seviyede bir rehber ile mümkün olabilir ki öyle bir rehber başta Peygamber Efendimiz(sav) ve diğer peygamberlerdir.

11. Söz’deki temsili hikayede o muhteşem saraya seyir, tenezzüh ve ziyafet için davet edilen aklı başında kalbi yerinde(eneyi doğru konumlandırıyorlar) olan birinci kafile, sarayın içindeki acayipliklere baktığı zaman bu yapılışların, güzel sanatlı dinamizmin beyhude, boş olmadığına kanaat eder. Rehberin sözünü işittiğinde ise sarayın tanınması, gizemlerinin anlaşılması, sarayı yapanın marziyatının bilinmesi için gereken anahtarların rehberde olduğunu anlar ve ‘şöyle bir muhteşem sarayın, senin gibi sadık ve müdakkik bir muarrifi lâzımdır’ diye idrak eder.

Hayat serüveninde bu yoldan giden bir insan başta sıdk, adalet, takvasının ve beraberinde çalışmasının, mücahedesinin, sabrının yoldaşlığıyla hakikatte kapalı olan kainatın kapılarını aralıyor, açıyor. Anlıyor ki yaratılış esprisinin anlaşılması, maksatlarının meydana gelmesi için,

  1. Rehber(peygamber) olmalıdır. Aksi halde maksatlar anlaşılmaz, beyhude olur. ‘Anlaşılmaz bir kitap, muallimsiz olsa, mânâsız bir kâğıttan ibaret kalır.’ Günümüzde birçok rehbersiz uzmanın kainat sayfalarından anlam devşirememesi, hatta sayfa olarak konumlandıramayıp abes, boş telakki etmesi ibretliktir. 11. Sözün devamı olan 12. Söz bu konuyu derinlemesine işliyor.

  2. Kafile, ahali tarif edici üstadın, rehberin sözünü kabul edip dinlemelidir.

Haftaya devam edelim…


  1. Said Nursi, Sözler, 10. Söz, 2. İşaret

  25.01.2019

© 2015 karakalem.net, Harun Pirim


  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut