Yenilenmiş arayüzüyle karşınızda!


“Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”

Andrei Tarkovski

Kullanıcı 
Şifre
 

*her saat güncellenmektedir

The Compass
–Aykut Tanrıkulu

[*4.536 yazı içinden]

Temizleyicilerin temizliği ve temizlik döngüsü

Abdullah Taha Orhan

Temizlik bir döngüdür. Kainatta cari bir sünnetullahtır. İsm-i Kuddûs’ün tecellisidir. Bu tecelliden nasiplenmemiz aynamızı ona tutmamıza ve aynamızın temiz olmasına bağlı. Temizlik hakikatinin toplumsal hayattaki külli tecellisinden istifade edebilmek için birilerinin muslih/temizleyici olması; fakat bunun içinse önce kendilerinin temiz olması ve temizliklerini tazelemeleri gerekiyor. Aksi takdirde “biz ancak ıslah edicileriz” derken ifsad etmeleri işten bile değil.


KÜÇÜKKEN SİLGİNİN kendisi kirlenir ve tükenirken kalem izlerini nasıl temizlediğine şaşardım. Bugün silgiyi kullanırken o günkü kadar şaşıramıyorum elbette, aradaki ülfet perdesi epey bir kalınlaşmış zira. Fakat bugün meseleye biraz daha farklı bir noktadan bakıyorum. Temizliğin, kainatta cari ve külli bir sünnetullah oluşu meselesi beni biraz daha fazla heyecanlandırıyor. Silgi örneğine şöyle bağlıyorum bunu, silgi her ne kadar temizlik için kendini kirletse de son tahlilde temizliğin devamı için, silginin silgi olarak varlığını idame ve vazifesini ifa edebilmesi için kirlenen kısımlarının temizlenmesi, artıklarının atılması gerekiyor. Kısacası, silgi temizlik hakikatine/ilkesine hizmet ettiği sürece silgi oluyor. Tabir-i caizse, temizlik baki, silgi fani.

Süpürge, bez vb. temizlik için kullandığımız malzemeleri de düşünebiliriz bu meyanda. Kirlenince artık temizlemez olacakları için onları da arada bir temizlememiz gerekiyor. Çünkü kalıcı olan hakikat temizlik, süpürge ve bezse bu hakikatin tahakkukuna hizmet eden; temizlik amacına ulaşmakta birer araçlar.

Buradan Cenâb-ı Hakk’ın “Allah çokça tevbe eden ve çokça temizlenenleri sever” (Bakara, 2/222) buyruğu akla geliyor. Burada temizliğe tekaddüm eden tevbe hakikati, aslında temizliğin de ne için ya da ne olduğunu izah ediyor bir nev’i. Maddi temizlik, manevi temizlik için bir öncül. Abdestin namazın farzı olması gibi.

Ve buradan da cismani alemle gayb alemi, görünenle görünmeyen alem arasındaki irtibata dair bir fikir ediniyoruz. Eşyanın hakikati olan esma-i ilahiyye, bize cisim suretinde tecelli ediyor, ve temizlik bu esmanın tenevvü ve daimi tecellisi için daimi deveran etmesi gereken bir hakikat.

İsm-i Kuddûs tecellisi

Temizlik hakikatini Tevvab, Tahir, Mutahhir gibi isimlerle ilişkilendirebileceğimiz gibi, Kuddûs ismiyle de ilişkilendirebiliriz, ki bu isim altı ism-i azamdan biri olarak zikredilir ulema indinde. Kuddûs isminin tecellisine mazhar olabilmek ya da mazhariyetimizi artırmak için maddi-manevi temizliğin deveranına dikkat etmemiz gerekiyor.

Bunun içinse temizler veya temizlenirken oluşan kir, tahrip, yıpranma ve tortu gibi şeylere dikkat etmemiz, sürekli yeniden temizlenmemiz, tazelenmemiz gerekiyor. Eğer böyle olmazsa, son kertede kendini muslihler sanan müfsidler gibi olma riskini taşıyoruz. Tecdid-i iman işte tam da bu yüzden gerekli.

Günahlarla kalbde oluşan siyah noktaların da tevbeyle temizlenmesi gerekiyor. Bu noktada kalb temizliğinin tevbenin yanı sıra kalbi cilalayan, üzerindeki pası atan zikir gibi yolları olduğunu da hatırlayalım. Nitekim ilahi buyruk da şöyle değil mi: “Kalbler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d, 13/28) Kalbin mutmain olması için diğer yandan da temiz/arı-duru olması gerektiğini düşündüğümüzde zikir hakikatine tevbe/temizlik hakikatinin de dahil olduğunu düşünebiliriz.

Dünyada suyun temizleyici olduğu gibi, bazı durumlarda toprağın ve hatta ateşin de temizleyici olduğunu düşünebiliriz. Nitekim su olmadığında teyemmümü toprakla yaparız, kabirde de toprağa sarılır, böylelikle olabildiğince temiz kalmaya çalışırız. Ateş ise özellikle öte dünyada günahların temizleyicisidir. Bu açıdan bakıldığında, ahiretteki azabın aslında temizlik hakikatinin bir veçhesi olduğu anlaşılır. Hava da bir açıdan temizleyicidir, özellikle rüzgarlarla, hava sirkülasyonuyla görünen görünmeyen pek çok çer çöp taşınır. Eskilerin anasır-ı erbaa/dört unsur dediği, kainatın yapıtaşları olarak görülen bu dört unsurun da -ateş, hava, su, toprak- temizleyici özelliklerinin olması kainatta temizlik hakikatin merkeziliğine bir delil aslında.

Farklı kirler için farklı temizleyiciler

Dört unsurun farklı temizlik hususiyetlerinin bulunması bize şunu da gösteriyor, farklı durumlarda farklı malzemelerle temizlik yapmak gerekiyor. Deterjan kullanılacak yerde sadece su fayda etmiyor örneğin. Kirin özelliğine göre temizleyiciyi seçmemiz gerekiyor. Faraza içinden bir türlü çıkamadığımız, sıyrılamadığımız bir kötü alışkanlığımız varsa, ciddi ve derin bir cerrahi operasyonla ondan kurtulmamız gerekebilir. Ya da sürekli tevbe edip tekrar ettiğimiz bir günah için bu sefer tevbe-i nasuh temizleyicisine başvurmamız gerekiyor olabilir.

Bahsi geçen tüm bu noktalardan şuraya varabiliriz: temizlik bir döngüdür. Kainatta cari bir sünnetullahtır. İsm-i Kuddûs’ün tecellisidir. Bizim de bu tecelliden nasiplenmemiz aynamızı ona tutmamıza, fakat aynamızın temiz ve parlak olmasına bağlı. Bunun içinse aynamızın temizliğinde kullandığımız temizleyicilerimizin de temiz olması gerekiyor.

Temizlik hakikatinin toplumsal hayattaki külli tecellisini düşündüğümüzde ise, bu külli tecelliden cemiyet olarak istifade edebilmek için toplumda birilerinin ıslah edici/temizleyici olması; fakat bunun içinse önce kendilerinin temiz olması ve temizliklerini daimi olarak tazelemeleri gerekiyor, yoksa “biz ancak ıslah edicileriz” (Bakara, 2/11) derken ifsad etmeleri işten bile değil.

İsmini temizliğin temel şartlarından ve araçlarından olan “tevbe”den alan sûrenin şu ayetinde işaret buyurulan “temizlenmeyi sevenler”den olmak duasıyla:

“Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır, Allah da çok temizlenenleri sever.” (Tevbe, 9/108)

  01.08.2018

© 2015 karakalem.net, Abdullah Taha Orhan

  1.  Bu yazının uygun formatta çıktı'sını almak istiyorum.


© 2000-2015 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut